Cinnet Mustatili


İnceleme;


    Necip Fazıl'ın kalemini seviyorum. Çoğu zaman iç bunalim tarzinda durumlarını izah ediyor gibi geliyor fakat yaşadıkları da normal seyler değil tabi ki hele o zamanin siyasi konjektörlerine baktığımızda siyasilerin veya düşünür yazarların surgün zamanlari! İnsan hayatı yine insanların çıkarları yüzünden nasıl berbat hale geliyor. Gümüzde de pek farklı değil ama neyse özgür olsak belki bu edebiyata ve yazarlara sahip olamayız. 


    Necip Fazıl İstanbul Ankara Malatya cezaevleri gunlerini kronolojik gün gün bize yazmış. Bazen bizleri tek konusabildiği insanlar olarak dudaktan konuşamadığını , kalemiyle bize sunmuş. O kadar güzel tasvir etmiş ki durumunu özgürken cezaevinde gibi hissettigim zamanlar oldu. Hücrede cezalarını çekmiş genelde başka insanlarla yan yana olması iştenmemiş. Ama iyi ki de böyle olmuş bol bol bize yazmış :) Yaratıcısına karşı sorumluluklarını yerine getirmesinidende bol bol bahsediyor. Namazlarını kılıyor dualar ediyor. 


    Mutlaka okunmasi gereken yazar ve kitaplarının serisi devam ediyor bir sonraki kitabi hangisi olacak bakalim...


📌Sayfa ⁴⁹

 Demek yine içerdesin! Sebep?

- Malum ya, biz baş döndürücü zehir satıcılarıyız! Sabıkalılardanız!

- Ha evet: bizimki de şöyle: Bizim sattığımız şifa da, onu zehir sananların başını döndürüyor! Desene ki, ikimiz de baş döndürmekten sabıkalıyız!

📌 Sayfa ⁶⁷

   Meb'us bey... Bu da eski İktisad Vekili ve Kocaeli Mebusu Sırrı Bellioğlu... Tranzitin üstünde, ayrı ve müstakil koridorlu bir odada otururdu. Dokuz sene mahkûmiyetin kendisine verdiği bir imtiyazdı bu... Bu kadarı da mı olmasın?..

   Bütün suçu şu:

   Halk Partisi devrinde birkaç ordu kumandanına mektup yazmış: <<Ne olacak bu vatanın hâli?>> diye sormuş... Al sana 9 sene hapis, orduyu ihtilâle teşvik suçundan!..

📌Sayfa ¹¹³

   !Allahın en büyük nimetlerinden biri zaman... Olmak, bir şey olmak, en büyük şey olmak, geçmeyen âna ulaşmak için o merdivenlere muhtacız. Böyle iken, bu en muhtaç olduğumuz şeyden en çok nefret ederiz. Bir çoğumuz, ağziyle veya filiyle hayatı şöyle belirtir:

   - Zaman geçirme dâvası, vakit öldürme işi!

  Ve zaten, bizim öldürdüğümüz değil de, bizi öldüren zaman, istesek de, istemesek de, minicik film kareleri gibi, ezelle ebed arası iki çark içinde akar, gider. «Dur!>>> de, baka-lım duruyor mu?

   Fakat kendisini öldürene, ebediyen kaybettiği sonsuz nimeti gizlice ihtar eden, yahut saklayan, buna rağmen geçme-si ve ölmesi için o kadar didinilen ve buna rağmen o kadar tatlı gelen zaman, bir de en karşı durulmaz dehşetlerin, yakıcı, kül edici plânı oluyor. Ve ne getirirse onun rengini alıyor, onun şekline bürünüyor. Kendinin ne rengi var ne şekli... Ve nihayet, kâh geçtiği için hayıflanılıyor, kâh geçmesi için her şey yapılıyor, kâh geçmemesi için hiç bir şey yapılmıyor. Ve 0. yalnız geçiyor.

Yorumlar