Ah be sen neler yaşattın bana böyle be "Toprak Ana". Geçmişimde çiftçilik olduğu için toprağın kıymetini bilirim ve toprakla çok geçmişim oldu ve üzülerek ifade etmek istiyorum şimdi ki kuşakların toprakla hiç ilgisi kalmadı. O topraktan olan insanoğlu topraktan kopuyor bir birer, belki de tek bağları girdikleri o mezar olacak toprakla tanışmaları...
Toprak Ana eserine gelecek olursak iyi ki varsın Cengiz Aytmatov dedirttin. Kalemine sağlık 1940larda Kazakistan'da savaşta geçen bir ailenin geçmişini anlatan roman etkileyici bir şekilde okura yaşatarak ilerletti kendini. Yaradılışım gereğimi bilmiyorum yada erkek olduğum için mi, yoksa köylülük olduğu için mi . Böyle köy ve savaş eserleri bana daha bir etki bırakıyor.
Toprakla konuşan Toygar Ana ile hikaye onun gözünden hayatı ve ailesini hatta köyünü ilgilendiren savaş ile devam ediyor. Oğullarını değerlilerini şehit olarak görüyor. Gelini ile kalıyor zamanla ve diğer kalan çocukları ile. Aliman isimli gelini ile dram dolu yaşantısı gözleri dolduruyor. Burada bir duası var Toygar Ana'nın oğluna sitem gibi bir sözle hayata şikayeti aslında bir torun bıraksaydın keşke diyor ve bir trajedide böyle başlıyor sanki. Aliman eşkiyadan hamile kalıyor ve çocuğu doğururken ölüyor. Gelinini çok seviyordu Toygar Ana ve torunuyla hayatını idame ederken tarlasıyla toprağıyla konuşarak romana başladığı gibi sonlandırıyor.
Alıntılar;
📌Sayfa¹⁰
...biçilmiş buğday saplarından oluşan bir yığının gölgesine oturturlardı. Ağlamayayım diye de elime bir dilim ekmek tutuştururlardı.
📌Sayfa¹¹
Hiçbir zaman ipekli fistanım olmadı ama büyüyünce güzel, albenili bir genç kız oldum. Gölgemi seyretmekten zevk alırdım. Sokakta yürürken arada bir gölgeme göz atar, kendimi aynadaymış gibi görür ve çok beğenirdim.
📌Sayfa¹³
Ark kazılırken kenarına yığılmış yumuşak toprak bizim yastığımızdı ve yastıkların en yumuşağıydı. O gün orada geçirdiğimiz ilk gece oldu. Ondan sonra da hayatımız boyunca hiç ayrılmadık.
📌Sayfa¹³
İnsanın çok büyük bir mutluluğa ihtiyacı yoktur Tolgonay. Bir çiftçi için mutluluk, kendi tarlasını sürüp ekmek ve ürün almaktır.
📌Sayfa²⁰
Okumayı çok sever, her zaman kitaplara dalıp giderdi. Onun en çok sevdiği şey, ona en değerli ödül kitaptı.
📌Sayfa²²
Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
📌Sayfa⁴⁰
Düşman bizi epey hırpalıyor ve topraklarımızda ilerliyor. Onları bir durdursak ve orada bir darbe indirsek, bundan sonra ilerleyen biz oluruz.
📌Sayfa⁶²
Söyle bana Toprak Ana, oğlunu bir kerecik, bir anlık görebilmek için böyle tarifsiz acılara gömülen bir ana nerede, ne zaman görülmüştür?
📌Sayfa⁶³
Ama, savaşın kanlı pençesini boğazına geçirmediği bir tek aile, bir tek insan yok! Hele o kara haberi, ölüm haberini bildiren o kâğıtlar yok mu, insam canevinden vuruyor, öfke ve kin bakışlarını donuklaştırırken, yüreğini parça parça ediyordu.
📌Sayfa⁶⁷
İnsanların insan olarak kalmalarıydı senin en büyük dileğin. Savaşın onları insanlıktan çıkarmamalarını, ruhlarından iyilik ve acıma duygusunu çıkarıp atmamasını istiyordun.
📌Sayfa⁶⁸
İyilik, yola düşen, yoldan toplanan bir şey değildir. Tesadüfen ele geçen bir şey değildir. İnsan iyiliği ancak başka bir insandan öğrenir."
📌Sayfa⁹³
Onun kahramanlığından da gurur duyuyorum. Ama hiçbir şan, hiçbir şeref onu bana geri getiremez ki! Şan ve şerefin böylesini hiçbir ana hayal etmez. Analar çocuklarını yaşasınlar diye doğururlar, dünyada mutlu olsunlar diye doğururlar.
📌Sayfa¹¹⁰
"Gidiyorum ana, bağışla beni, bana darılma, beni kınama, elveda anacığım, elveda!" Ben de, kolumu sallaya sallaya yamacı inip peşinden koşuyordum: "Küçük yıldızım benim, elveda! Gidiyorsun demek.. elveda Aliman, sana mutluluk diliyorum..." Çobana da bağırıyordum: "Ey, sen, genç adam, ona iyi bak! Gelinimi incitme, yoksa sana lânetler okurum!"
📌Sayfa¹²⁷
Hayat niçin bu kadar acımasız, bu kadar kör? Çocuk dünyaya geliyor, Aliman dünyayı terkediyordu. Biri doğuyor, biri ölüyordu.
📌Sayfa¹²⁸
"Zavallı küçük yavrum, bu ne büyük talihsizlik, bu ne büyük acıdır ki ilk çığlığın annene bir veda oldu."
📌Sayfa¹³¹
Artık hiç düşmem büyükanne, diye cevap verdi bana.Düşmek nasıl oluyormuş anlamak istedim, şimdiye kadar hiç düşmedim de...
¹³³
Emek ölümsüzdür.
📌Sayfa¹³⁴
- Ey benim sevgili tarlam, hasat bitti ve şimdi sen dinleniyorsun. Burada artık insan sesleri duyulmuyor, arabalar yolların tozunu kaldırmıyor, biçerdöverler de görünmüyor artık. Sürüler daha anıza salınmadı. Sen insanlara meyvalarını verdin. Şimdi, doğum yapmış kadınlar gibi uzanmış, yatıyorsun. Sonbahara kadar dinleneceksin. Şu anda burada yalnızız. Senden ve benden başka kimse yok.
~~
Bugün 'Ölüleri Anma Günü! Suvankul'u, Kasım'ı, Maysalbek'i, Caynak'ı ve Aliman'ı rahmetle anıyor, dua ediyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder