Söyleme Bilmesinler

    Söyleme bilmesinler Samime Sanay şarkısıyla biten bir kitap ilginç oldu şahane oldu. Kapattım sayfayı açtım şarkıyı başladım yazmaya.

    Bu roman çok insana sessizliği ve gözlemlemeyi bardağın hep dolu değil boş taraflarınada bakmayı öğretir sanırım yada tam tersi de olabilir. :)

    Güzel gözüken hayatların arkalarında, geçmişlerinde neler yatıyor neler! her yönlü görmeyi eminim sağlayacak. Empati yapmayı öğretecek en önemlisi kimseyi anlamsız davranışından dolayı yargılamayacak belki de, aslında insanlık hallerini görmenizi sağlayacak. Hayatı kavratacak zihinlerinizde.

    Kimse hayatta acı çekmek istemez, mutsuz olmak istemez ama hayatın kendisi budur zaten belki böyle böyle insan! oluruz olgunlaşır büyürüz.

    Emin. Ekrem ve Ethem anneleri ve babaları, en önemlisi gelinlerinin gelmeleri ile romanın oluşumu. Hülya, Sevgi, Nurten... Bu karakterlerimizin hepsinin hayatı ayrı bir roman konusu olacak kadar dolu ama hepsi bir kitaba sığmış. Ne kadar cümle kursam anlatsam bile kitabı ve kendi hissettiklerimi yansıtabileceğimi düşünemiyorum. En güzeli kitabı edinin okuyun. Sizde çok değişeceğine emin olun.

    Yazarla ilk tanışmam kalemi akıyor gidiyor cümlelerinde ağırlık yok zaten romanın konusu gereği sade ilerliyor ama şahane kendinizle baş başa bırakıyor sizi cümleleri ile bu ustalıkla yapılmış. 

    Hayat sesleriyle olduğu gibi sessizliği ile de ayrı bir yaşantıya sahip...


Alıntılar;

 📌Sayfa ⁹

İnsan da böyle bir yükü tek başına taşıyamaz hani. Hastasın, pek yakında öleceksin, sen biliyorsun ama senden başka kimse bilmiyor. Büyük yük.


📌Sayfa ¹⁴

İt baharı görürmüş ama yediği taşı da Allah bilirmiş.


📌Sayfa ²⁴

Çiğdem'i biliyorsun. Zaten bir tek sen biliyorsun. Biliyordun sevdiğimi, neden bizi baş göz etmedin? İstesen annemin gözüne perde indirir, Hülya yerine Çiğdem'i gösterirdin.


📌Sayfa ²⁶

Bu Hülya işkil lisi babama söylemiş, oğlun namaza başladı, sen de git, bir ayağın çukurda demiş. Ama gelmez babam. "Ben yapacağım iyiliği yaptım bu hayatta, onların sevabı yeter bana" demiş


📌Sayfa ²⁶

Hangi iyiliğimi olacak, sizi büyüttüm yetiştirdim, vatana millete hayırlı evlatlar oldunuz çok şükür" dedi. İyiliğe bak, biz dünyaya geldiğimize pişmanız! Vatana millete hayrımız ne acaba?


📌Sayfa ³⁷

Allah'tan bu telefonlar çıktı da sıkışınca sarılıyoruz, var mısın, yok musun belli değil.


📌Sayfa ⁴⁰

Emin Abimle Ethem'in yerinde olsam boşanırdım ben valla. Annem sağken yapamazdım belki ama o öldükten sonra dakika durmazdım. Sonuçta kendileri seçmediler eşlerini, annem seçti. "Öküz öldü ortaklık bitti" der, çekerdim fişi.


📌Sayfa ⁵⁰

Ben bu eve gelene kadar bu kadar sevgisiz insanlar görmedim. İşin aslına bakarsan, herkes elini vicdanına koysun, kimse birbirini sevmiyor bu ailede. Ne Mürüvvet Anne Kâzım Baba'yı sevmiş, ne Kâzım Baba Mürüvvet Anne'yi. Evlatlarını sevmemişler mesela. Bir tek Emin Abi'yi sevmişler, anlattıklarına bakılırsa.


📌Sayfa ⁹⁷

Ulan nasıl bir toplum baskısı varsa üzerimizde, genç yaşımızda göçtüğümüze, sevdiğimize kavuşamadan öldüğümüze yanmıyoruz da hâlâ yakalanacağız da rezil olacağız diye üzülüyoruz.


📌Sayfa ¹⁰⁷

İçinde acaba olan bütün cümleler karanlık. Ne olacağını, nasıl olacağını bilmiyorsun.


📌Sayfa ¹¹³

Bizim zamanımızda günah vardı, şimdi günahların adı hata oldu.


📌Sayfa ¹¹⁵

Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla gitmeyen at, kapında varsa kaldır at, demişler.


📌Sayfa ¹²³

Ben öyle babam gibi yemeğe gelin falan demeyeceğim hiç. Gelen gelir, gelmeyen kendi bilir. Özgür olsun çocuklar, canları nasıl istiyorsa öyle yaşasınlar. Birimizin kasveti hepimize bulaşıyor böyle. Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar. Yalan. Neşe kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun, o an ferahlıyorsun. Sonra uçup gidiyor burnundan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama, zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.


📌Sayfa ¹²⁵

İstemiyorum bu kanalları izlemeni, kocan değil miyim, derdim. Manyağın biri olurdum icabında, televizyonu yanımda taşırdım. Sabah işe giderken yüklenirdim televizyonu, akşam gelirken getirirdim. Manyaklık parayla mı?


📌Sayfa ¹³³

Çok bilmek hiç iyi bir şey değil... Hiç.


📌Sayfa ¹³⁴

,oturur konuşuruz. Herkes kendini anlatır. Karşısındakini dinliyormuş gibi yapar, ama aslında kendi söyleyeceği için sırasını bekler. Parklar böyle insanlarla dolu.


📌Sayfa ¹³⁸

Koca dünyada küçücük insanlarız, bakınca herkes işinde gūcünde. Ama şu kadarcık insanın bile birbirine bin tane yalanı var.


📌Sayfa ¹⁴⁰

Eli kolu dolu gelir. Çok alıyor, çok parası var. O kadar paraya elbet haram karışıyordur, karışmaz olur mu? İşte benim korkum bir tek bundan. Az olsun ama helal olsun, ben bunu diyorum.


📌Sayfa ¹⁴⁰

O uyuklarken kanepede, ben de karşısına geçip oturur, hep dua ederim. Ağızdan çıkan hiçbir dua kaybolmaz, olmuyorsa zamanı vardır. Yahut Allah daha iyisini, daha güzelini kararlamıştır. Ama dua kaybolmaz. Elbet bir gün kabul olur.


📌Sayfa ¹⁴⁶

Babam ben bebekken ölmüş. O zamanlar insanlar kolay kolay ölüverirlermiş. Şimdi ölümler çok zor. Öleyim desen de ölemiyorsun. Koca koca hastaneler kurmuşlar, içi doktor dolu. Biri geliyor biri gidiyor. İnsanı yaşatmak için uğraşıyorlar. Geçen Hülya'yla hastaneye gittiydik, koridorda beklerken onu düşündüm. Bir hastane dolusu ihtiyar var, hasta var. Hepsinin yanında ya kızı, ya oğlu, ya gelini. Düşündüm, dedim şu insanların kaç tanesi yaşamak istiyor acaba? Kaç tanesi gerçekten iyileşmek istiyor? Kendime bakıyorum habire ilaç alıyoruz, habire tetkik, röntgen, bilmem ne... La sizin paranız var diye, benim ölümüme neden mâni oluyorsunuz? Salın yaşlıları, rahat rahat kapalım hastalığı, temiz temiz ölüp gidelim.


📌Sayfa ¹⁵⁹

"Çok düşünme, âlemin sahibi var, bırak o düşünsün"


📌Sayfa ¹⁶⁷

Nurten o bebeği sever. "Ben seni aldattım Nurten, bu da başka kadından çocuğum, buna da sen bak" desem, Nurten alır bebeği koynunda uyutur. "Mevlam böyle uygun görmüş, bu bebeğin nasibinde de ben varmışım" deyip analık eder ona. Aldattığım için beni suçlamaz, "Şeytanın işi" der. Nurten sen bu pis dünyanın içinde nasıl bir gerçeksin? Nasıl tertemizsin?


📌Sayfa ¹⁶⁸

"Ağlama artık Ethem, ben senin annen olurum" dedi. "Sen de bana baba ol" dedi. İçinden konuştu Nurten, ses gerçekten ondan mı çıktı, saçından, teninden, nefesinden mi geldi, bilmiyorum.


📌Sayfa ²⁰⁰

"Yeter bildiklerimiz be Ethem" dedi. "Çok bilmek de iyi değil. Söyleme bilmeyeyim..."

Yorumlar